Necdet Bayraktaroğlu: Tarihte Türkiye ve Azerbaycan – Bir   Millet,   İki   Devlet

                             

Türkiye ve Azerbaycan ortak tarihi ve geçmişi olan iki kardeş devlettir.  Azerbaycan, zengin ve köklü tarihi ile sayılı uygarlık merkezlerinden birisidir. Muhtelif toplumların yerleştiği, göçtüğü, kültür ve medeniyetlerin yaşandığı bir bölgedir. Burada birçok devletler kuruldu, birçok idareler gelip geçti ve insanlar buluştu, kaynaştı. Bu topraklarda sayısız diller konuşuldu, dini düşünceler yaşandı, örf ve adetler oluştu, ilim ve sanat, siyaset önderleri yetişti. Ovaları, dağları, bağları, çayları, ırmakları, gölleri ve gülleri  şiirlere, türkülere, saza ve söze kaynak oldu.

Azerbaycan’ın çok köklü bir tarihi vardır. Kökleri daha MÖ. III. bin yıllardan itibaren topraklarında Kutiler, Kaslar, Subiler ve Turuklular gibi Türk kökenli kavimler yaşamışlardır. MÖ IX. yüzyıllarda Manna ve Madayların devlet kurduğu bu topraklarda birçok kavme yurt olmada büyük mücadelelere sahne olmuştur. MÖ VIII. Yüzyıllar da Sibirya ve Orta Asya’dan İskit-Saka, Kemer kavimlerinin Güney Kafkasya’ya doğru yayılmalarında ve yerleşmelerinde, Azerbaycan Türklerinin teşekkülü başlamıştır. İskit_Saka’ların büyük göçleri esnasında Kıpçak, Bulgar ve Oğuz, Peçenek boyları, daha sonra Hazarlar, Sabirler ve Uygurlar değişik oymak ve obalar şeklinde gelip yerleşmişlerdir.

M.S. 395-396 yıllarında Hun Türkleri bir taraftan Balkanlara inerken, bir taraftan da Kafkaslar üzerinden İç Anadolu bölgesine kadar inmişler, daha sonra Azerbaycan üzerinden geri dönmüşlerdir. Bu Hun akınları sırasında Orta Asya’dan bölgeye göç eden Türk boyları batıya doğru yönelip Azerbaycan’a gelmişler ve yurt edinmişlerdir.

Bölgede sırasıyla Urartular, Medler, Persler, Atropatene Krallığı, Romalılar, Ermeniler, Parthlar, Sasaniler, Bizans ve Emeviler, Abbasiler, Şirvanşahlar gibi başkaca devletler egemen olmuşlardır. Bu devletlerin hakimiyetleri sırasında da bölgeye gelen Türk göçleri olmuştur.

Selçuklu Türklerinin Azerbaycan’a ilk gelmeleri, 1015-1021 tarihlerinde Selçuk Bey’in torunu Tuğrul ve Çağrı  Bey’lerin bölgeye yaptığı akınlar sonucunda Azerbaycan’ı almaları ile başlar ve bölgeye Oğuz boylarından büyük yerleşim olur. 1064 yıllarında Sultan Alparslan’ın yaptığı seferlerle bölge tamamen Türkleşir ve Selçukluların hakimiyetine geçer. Sultan Alparslan daha sonra, Azerbaycan üzerinden Doğu Anadolu’ya doğru fetihlerine başlar. Bölge etrafındaki devletleri hakimiyetine aldığı için kendisine “Ebu’l-feth” unvanı verilir. Sultan Melikşah döneminde bölgenin Türkleşmesi daha artar. 1086 da  Nesevi Muhammed: “Azerbaycan düzlüklerinde, dağlarında ve kalelerinde Türkler çekirge gibi yayılmışlardır” diye söyleyerek, bölgede ki Türk varlığını doğrulamıştır.

Daha sonra Azerbaycan, Anadolu Selçuklularının (1118-1194) ve İldenizliler Hanedanlığının hakimiyetine girmiştir. Moğolların Anadolu’ya doğru gelmelerinde ve sırasıyla İlhanlılar, Altınordu ve Celayirlilerin hakimiyetinde kalmış, Timur Han 1383 tarihinde fethederek topraklarına katmıştır. Timur Hanın ölümü ile Azerbaycan sırasıyla Türkmen Boylarından Karakoyunlular (1380-1468) ve Akkoyunluların (1340-1514) hakimiyetine girmiştir.

1502 tarihinde Safevi Devletinin Hükümdarı Şah İsmail Akkoyunluları yenerek Azerbaycan’ı ele geçirmiştir. Safevilerle, Osmanlı Padişahlarından Yavuz Sultan, Kanuni, IV. Murat zamanlarında 100 yılı aşkın aralıklarla (1514-1747) savaşlar devam etti. Bu savaşlar sırasında Azerbaycan torakları, bazen Safevi hakimiyetine, bazen de Osmanlı idaresine geçti. 1514 yılında Yavuz Sultan Çaldıran da Şah İsmail’i yenerek Azerbaycan’ı Osmanlı toraklarına kattı. 1735 tarihinde Afşar Türklerinden Nadir Şah, Azerbaycan’ı fethederek, hakimiyeti altına aldı. 1747 yılında Nadir Şah’ın ölümü ile Safevi hakimiyeti sona ermiş, Azerbaycan’da ülke yönetimi hanlıklar arasında bölünmüştür. 50 yıl boyunca hanlar arasında iç savaşlar ve çekişme olmuş, toprakları paylaşma konusunda birbiri ile mücadele etmişlerdir.

16 ve 17 Yüzyıllar da  Ruslar, Kafkasya’ya doğru Türk topraklarına seferler yapmaya başlamışlardır. Hanlıklar birleşerek karşı koymaya çalışmışlar ancak engel olamayınca, İran da ki Kaçar hanlığı ile beraber Rus işgaline direnmişlerdir. Ancak 1801 yılında Gürcistan, 1804 yılında Gence Rusların eline geçmiştir. Kaçarlar 1813 yılında Yaptıkları Gülistan Antlaşması ile Kuzey Azerbaycan’ı Ruslara vererek, Karabağ’da tutunmaya ve karşı koymaya çalışmışlardır. 1828 yılındaki Türkmençay Antlaşması ile Azerbaycan Aras nehri sınır olarak kuzey ve güney olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Daha sonra Karabağ, Revan, Nahçıvan, Gence ve diğer hanlıklar Rusların eline geçmiştir. Aras nehrinin güneyinde kalan yerler İran toraklarında kalmıştır.

27 Şubat 1917 yılında, Rusya’da meydana gelen devrimle Çarlık rejimi yıkılmış, Rus birlikleri bölgeden ayrılırken silahlarını ve bölgeyi Ermeni ve Gürcülere teslim etmiştir. 2 Kasım 1917 tarihinde Daşnak Stepan Şaumyan başkanlığında, Bakü’de Rusya yanlısı Bakü Sovyet Hükümeti kurulmuştur. Gence de ise, 28 Mayıs 1918 tarihinde Rusya’dan bağımsızlığını kazanan bazı vilayetlerin birleşmesi ile “Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti” bağımsızlığını ilan etmiştir. Mehmet Emin Resulzade de Cumhurbaşkanlığına getirilmiş ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından  hemen tanınmıştır.

Daşnak Şaumyan bu bağımsızlık ilanını hazmedememiş ve ellerindeki Rus silahları ile saldırmaya başlamıştır. Bakü ve bazı köy ve kasabalardaki katliam, zulüm ve işkenceler karşısında, Azerbaycan Türklerinin yardım istemeleri üzerine, Anadolu’dan, Orta Asya da ki Türk gönüllülerinden ve Kerkük Türklerinden oluşan Kafkas İslam Ordusu önce Gence, Şamah ve Gökçay’ı, sonra 15 Eylül 1918 tarihinde ise, Bakü’yü, daha sonrada Quba, Mahaçkale ve Derbent’i işgalden kurtarılmıştır. Yan yana, omuz omuza düşmanla çarpışarak canını feda eden Anadolulu, Azerbaycanlı Kerküklü ve Turan Türkleri aynı mezarda, topraklarda şehit olup yatmaktadırlar.

Azerbaycan’ın bağımsızlığı 23 ay devam etmiştir. 28 Nisan 1920 tarihinde Sovyet ordusu bir gece baskınıyla Azerbaycan’ı tekrar işgal etmiştir.70 yıl gibi bir süre “Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti” olarak Sovyetler Birliğine bağlı kalmıştır. Sovyetler birliğine bağlandıktan sonra Sovyetler Azerbaycan’ın topraklarını 114.000 km2 kare olan topraklarını bugün 86.600 km2 ye düşürmüştür. Özellikle Stalin döneminde yapılan düzenlemelerle kasıtlı olarak, Ermenistan toprakları, Azerbaycan, Nahçıvan ve Türkiye arasına uzatılarak bir taraftan Azerbaycan’la Nahçıvan’ın, bir taraftan da Türkiye ile Azerbaycan’ın ve Orta Asya Türklerinin arasında ki irtibatı kesmek istemiştir. Ancak daha sonra Mustafa Kemal Atatürk, İran’la kurduğu temasla satın aldığı arazi koridoru ile Türkiye ve Nahçıvan’ın komşuluğunu ve ilişkisini sağlamıştır.

Türkiye ve Azerbaycan arasında güçlü bir kardeşlik bağına inana ve çok önem veren Önder Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasından hemen sonra, Memduh Şevket Esendal’ı Bakü’ye, 1920 yılında TBMM temsilcisi olarak göndermiştir. Azerbaycan Hükümeti de İbrahim Abilov’u Anakara’ya temsilci olarak atamış ve güven mektubu 14 Ekim 1921 tarihinde sunulurken Atatürk burada yaptığı konuşmada: “Azerbaycan Türklerinin dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz olduğu için onların muratlarına nail olmaları, hür ve müstakil olarak yaşamaları bizi ziyadesiyle sevindirir” diye söylemiştir.

Azerbaycan  70 yıl kaldığı işgalde, petrol ve diğer zenginlik kaynakları Sovyetler tarafından sömürülmüştür. Türklerin tarihi ve kültürel varlıkları tahrip edilip yıkılmış ve yok edilmiştir. Halk yoksullukla mücadele eder hale getirilmiş, Türk ifadesi kaldırılarak Azerbaycanlı ifadesi yerleştirilmeye çalışılmıştır. Milli önderler tutuklanıp, yurt dışına göç etmek zorunda bırakılmıştır.

Bahtiyar Vahapzade bu konuda şöyle demiştir: “Kurtlar olur, çobanların oyunu/İtten öğrenirse, kendi soyunu /’Azerilik’ komünizmin oyunu /Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz”

Sovyetler Birliğinin 1990 yılında dağılma sürecine girmesi ile Azerbaycan da bağımsızlık mücadelesi başlamış ve 19 ve 20 Ocak 1990 yılında, Sovyet ordusunun kanlı katliamlar yapmasına rağmen, Azerbaycan’ın direniş ve mücadelesine engel olamamış, Halk Cephesi Hareketi ile 31 Ağustos 1991 tarihinde Azerbaycan bağımsızlığını ilan etmiştir. 18 Ekim 1991 tarihinde Milli Meclis, Bağımsızlık Kanununu kabul etmiştir. 7 Haziran 1992  tarihinde ilk defa yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Halk Cephesi Lideri Ebulfez Elçibey Cumhurbaşkanlığına getirilmiştir. Daha sonra başlayan Ermeni saldırıları ve devlet içindeki kargaşa ve darbe hareketleri karşısında, çekilmesi istenen ve zor durumda kalan Elçibey, Nahçıvan Milli Meclis Başkanı Haydar Aliyev’i göreve davet etmiş, kendisi de hayatının devamını sağlamak için Nahçıvan’a çekilmiştir.

Haydar Aliyev ilk önce Azerbaycan Milli Meclis Başkanlığına getirilmiş, daha sonra 3 Ekim 1993 tarihinde yapılan seçimle Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir. 5 yıl sonra 11 Ekim 1998 tarihinde ki seçimlerde de tekrar ikinci defa Cumhurbaşkanı olmuştur. Cumhurbaşkanlığı süresi bitince, sağlık nedenleri ile seçimlere katılmamış, oğlu İlham Aliyev yeni Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Azerbaycan, Sovyet hakimiyetinden kendini kurtardıktan sonra, yeniden kendini inşa ederek enerji, sanayi, tarım, inşaat, kimya ve tekstil alanlarında hamle yaparak 26 yıllık süre içinde büyük ilerleme kaydetmiştir. Bu başarılarda Azerbaycan’ın önemli lideri rahmetli Haydar  Aliyev ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in büyük azim ve iradeleri vardır.

Türkiye ve Azerbaycan iki kardeş ülkedir. Rahmetli Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev kardeş ülke gördüğü ülkemize derin bağlarla bağlı idi. Bu kardeşlik bağını 1994 yılında Türkiye’ye yaptığı ziyaretinde: “Biz bir millet, iki devletiz” diye çok anlamlı şekilde dile getirmiş, bütün dünyaya ilan etmiştir. Bu ifadesi ile iki ülke arasında aynı tarihi ve kültürü paylaşmanın, aynı dili konuşmanın, aynı kederi ve sevinci duymanın ve aynı millet olmanın getirdiği özellikleri belirtmektedir.

İki ülke arasında 14 Ocak 1992 yılında “Diplomatik İlişkilerin Yeniden Kurulmasına İlişkin Anlaşma” imzalanarak, güçlü bağ kurulmasına adım atılmıştır. Ekonomik ve ticari ilişkiler Karma Ekonomik Komisyon toplantıları yapılmaya başlanmış, ticari ilişkilerin artırılmasına çalışılmıştır. Türkiye Azerbaycan İş Konseyi kurulmuş, iş ilişkilerin geliştirilmesi sağlanmaktadır. Bugün gelişen ilişkilerle: “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi” toplantıları karşılıklı ziyaretlerle yapılarak “Stratejik Ortaklık” düzeyine gelmiştir. Karşılıklı yarara dayalı işbirliğini, her geçen gün genişleyen bir şekilde ilerletmeye çalışılmaktadır. Türk Dünyasının büyük liderlerinden rahmetli Haydar Aliyev’in temelini attığı güçlü bağ ve politikalar, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından da başarıyla devam ettirilmektedir.

İki ülke arasında kardeşlik ve güven temelinde yürüyen bu ilişkiler siyasi ve ekonomik, enerji, eğitim, kültürel ve askeri gibi bir çok alanlarda, kendi sahip oldukları imkan ve güçlerini, kabiliyetlerini ortaya koyarak işbirliğini başarılarla ileriye götürmektedirler. Bu işbirliği ile bölgesel ve uluslararası sorun ve konularda bir bütünlük içinde hareket etmektedirler. Bu bütünlük ve kardeşlik amacının neticesi “Bakü-Tiflis-Ceyhan” petrol boru hattının hayata geçirilmesidir. Daha sonra “Bakü-Tiflis-Erzurum” doğalgaz boru hattı ile refah ve huzur koridorunu kazandırmışlardır. Önemli bir köprüde “Bakü-Tiflis-Kars” demiryolunun gerçekleşmesi ile bu bağı yakın kılacaktır. Bu demiryolu Marmaray’la beraber gerçekleşecek olan İpek Yolu ile ulaştırma bağını kurarak, medeniyetlerin buluşması sağlanacaktır. 21. Asrın projesi olarak değerlendirilen, Hazar doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak olan “Güney Gaz Koridoru Projesi” Türkiye ve Azerbaycan arasında kararlaştırılıp imza altın alınarak ülkemiz toprakları içinde hayata geçirilmiş, devamının inşası hızla devam etmektedir. Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) ve Transadriyatik  Boru hattı (TAP) projeleri olarak nitelendirilen bu boru hatları, iki ülkenin ekonomik ve enerji güvenliğini ve zenginliğini artıracaktır.

Azerbaycan topraklarından olan Karabağ’ın Ermeniler tarafından işgali, bölgede kanayan bir yaradır. Kafkas bölgesinde istikrar, barış ve huzurun temini için bir an önce bu sorunun çözülmesi ve Ermenilerin bu topraklardan çekilmesi gerekir. Türkiye, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ve sınırlarının dokunulmazlığı temelinden, barışçıl yöntemlerle bir an önce adil ve kalıcı bir çözüm istemektedir. Bu hususta, uluslararası hukukun gereklerini dile getirerek, çözüm için AGİT Minsk Grubu içinde ve ilgili devletler ve bir çok alanlarda kararlı tutumu ve desteği ile gündeme getirmektedir. 1993 yılından beri Ermenistan’a uyguladığı tek taraflı ambargo desteğin çok önemli ifadesidir. Bu sorunun biran önce çözümü bölge halkının refahını, huzurunu artıracak, bölgenin güvenliğini sağlayacaktır.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmış ve TBMM de ki konuşmasında: “Türkiye’nin dost olarak özel bir yeri bulunduğunu ve Türkiye ve Azerbaycan birliğinin bölgede önemli bir faktör olduğunu belirterek, Yaşasın Türkiye, Azerbaycan dostluğu ve kardeşliği” diyerek sözlerini alkışlar içinde tamamlamıştır.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’da başbakanlık yaptığı dönemde, Azerbaycan’a ziyaretinde ve Azerbaycan Milli Meclisinde yaptığı konuşmasında: “Bizim dilimiz, inançlarımız, adetlerimiz, medeniyet tasavvurumuz birdir. Biz tarih boyu hep aynı masalları dinledik, aynı manilerle büyüdük, aynı müzikle, aynı ritimlerle duygulandık…” diyerek, tarihi ve kültürel bağları çok güzel ifade etmiştir.

Merhum Bahtiyar Vahapzade de kardeşlik bağlarını şöyle dile getirmektedir:

            Bir ananın iki oğlu / Bir amalın (Amacın) iki kolu / O da ulu bu da ulu / Azerbaycan-Türkiye

            Dinimiz bir, dilimiz bir / Ayımız bir, yılımız bir / Aşkımız bir, yolumuz bir / Azerbaycan-Türkiye

            Bir milletiz iki devlet / aynı arzu, aynı niyet / Her ikisi cumhuriyet / Azerbaycan-Türkiye

            Birdir bizim her halimiz / Sevincimiz melalimiz / Bayraklarda hilalimiz / Azerbaycan-Türkiye

            Ana yurtta yuva kurdum / Ata yurda gönül verdim / Ana yurdum, ata yurdum / Azerbaycan- Türkiye

            Azerbaycan, Türkiye’nin Orta Asya’ya açılan kapı konumundadır. Türk devletleri ile bağını kurmaktadır. İki ülke tarih boyunca kader birliği içinde olmuş, yarınlarda da elbirliği ile bu birliği her zaman gelecek yüzyıllara taşıyacaklar, sarsılmaz kardeşlik bağını daha da güçlendireceklerdir.

KAYNAKLAR

Ali İpek – Azerbaycan Tarihine Giriş – Lalezar Kitabevi- İst. 2007

Mahmud İsmailov – Azerbaycan Tarihi- IQ Kültür Sanat Yay. -İst. 2014

Musa Qasımlı – Azerbaycan – Kaknüs Yay. – İst. 2006

Elnur Hasan Mikail- Atatürk Dönemi Türkiye Azerbaycan İlişkileri- Derin Yay. – 2013

Bilal Şimşir – Azerbaycan – Bilgi Yay. – İst. 2011

Yrd.Doç.Reha Yılmaz-Türkiye Azerbaycan İlişkilerinde Son Dönem- Çankırı Ün. Öğr. Üyesi

Araz Arslanlı-Türkiye Azerbaycan Eko. İlişkileri-Yönetim ve Ekonomi-Yıl 2018 C. 25 S.1

Azerbaycan Cumhuriyeti Ülke Raporu- İst. 2016

 

Necdet Bayraktaroğlu

Em. Savcı – Araştırmacı Tarihçi Yazar