Tüdev ve Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuly’le söyleşisi

 

Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuly’le  Kazakistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonrakı durumu, ülkede meydana çıkan son gelişmeler, Türk soylu ülkeler birliğinin geldiği noktayı, Türk dünyasına dair söyleyiş gerçekleştirdik.

 “Ülkelerimizin sadece resmi yapılara değil, Türk Dünyasının birliği için gayret sarf eden etkin sivil toplum kuruluşlarına ihityacı var”

 “Kazaklarda “Elli yılda el yeni” diye bir söz vardır. Biz ise geçtiğimiz 27 yıl içinde elimizi, yani ülkemizi, tamamen yeniledik”

 

– Sayın Büyükelçim, Kazakistan’ın bağımsızlığını kazanmasından bu yana geçen 27 yıl boyunca ülkenin siyasi, sosyal, ekonomik, eğitim alanlarında neler yapıldı?

– Bağımsızlığımızın ilk yıllarında Kazakistan çok zor durumdaydı. Ekonomi çökmüş, fabrikalar durmuş, maaşlar ödenmiyor, enflasyon yüzde 3000’e kadar ulaşmış. O dönemde birçok uluslararası uzman etnik çatışmaların çıkacağını, Kazakistan’ın çok uzamadan dağılacağını öngörüyordu.

Bu şartlarda Kurucu Cumhurbaşkanı- Elbası Sayın Nursultan Nazarbayev’in liderliğindeki genç Cumhuriyet 1990’lı yıllarda daha sonraki gelişimini garanti etmek amacıyla sağlam bir temel oluşturmaya koyuldu.

Genç Kazak devletinin acil bir şekilde üzerine gittiği en önemli konu ekonomiydi. O şartlarda Sayın Nursultan Nazarbayev’in “Önce ekonomi, sonra siyaset” diyerek ekonomiyi toparlamaya ve ülkeyi kalkındırmaya öncelik tanımasının ne kadar isabetli olduğu bugün görülüyor. Sovyet ekonomi sisteminin yıkıntılarını devralan Kazakistan vakit kaybetmeden yapısal dönüşüm sürecini başlattı. Her şeyden önce, piyasa ekonomisine geçmek, Kazakistan’ı dünyaya açmak ve uluslararası camiaya entegre etmek için hızlı ve erken bir şekilde başarılı yapısal reformlar gerçekleştirildi. Neticesinde Avrupa Birliği 2001 yılında, ABD ise 2002 yılında Kazakistan’ı BDT ülkeleri arasında piyasa ekonomisine sahip ilk devlet olarak tanımıştır.

Bunun dışında Sovyetlerin göç politikaları yüzünden 130 civarında etnik unsur için vatan haline gelmiş olan Kazakistan’ın birlik ve beraberliği temin edilmeliydi. Nursultan Nazarbayev ustaca ve dengeli politikalarıyla iç barışı sağlayabildi. Devlet Başkanımız bir yandan Kazakistan Halk Asamblesi gibi özgün mekanizmalar vasıtasıyla etnik unsurlar arasındaki barışı ve hoşgörüyü temin ederken, diğer yandan yurt içindeki doğum oranlarını teşvik etmek ve yurt dışındaki Kazakların dönmesini sağlamak suretiyle ülkenin nüfus yapısını ve bağımsızlığını kuvvetlendirdi.

Neticesinde, etnik kompozisyon bakımından 1991’de nüfusun sadece yüzde 41’ini teşkil etmek suretiyle kendi topraklarında azınlık olan Kazaklar 2019’a gelindiğinde yüzde 70 oranına ulaşmış durumdadır. Bugün 18,5 milyon’a ulaşan Kazakistan nüfusu bir yandan daha sağlıklı yapıya kavuşmuşken, diğer yandan çeşitliliği ve dinamikliğini korumaktadır. Hoşgörü ve birlikte yaşama becerisiyle meşhur olan Kazakistan nüfusunun bir diğer önemli özelliği ise eğitim düzeyinin oldukça yüksek olmasıdır.

Cumhurbaşkanının 1993 yılında, tüm mali zorluklara rağmen, başlattığı başarılı gençleri yurtdışına eğitime yollamaya yönelik Bolaşak (Gelecek) programı da şu anda meyvelerini vermeye devam ediyor. Bugün bu ve diğer programlarla yurtdışında dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim görmüş olan kişiler devletin üst düzey pozisyonlarda Kazakistan’a hizmet etmektedir.

Başkenti taşıması ve mali zorluklara rağmen yetenekli gençleri yurtdışına yollaması bakımından Nursultan Nazarbayev’in Türkiye’nin kurucu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’le ne derece benzeştiğini görmek mümkündür.

Kazaklarda “Elli yılda el yeni” diye bir söz vardır. Biz ise geçtiğimiz 27 yıl içinde elimizi, yani ülkemizi, tamamen yeniledik. Kazakistan sosyal, kültürel, ekonomik bakımdan çok büyük dönüşüm yaşadı. Ayakları yere sağlam basan, milli kimliğini güçlendirmiş, kültürünü diriltmiş, halkın refahını arttırmış, geleceğinden emin, güçlü bir Kazakistan var artık.

Yaşadığımız büyük değişimi bir tek örnekle göstermek mümkün. Bilindiği gibi, Birleşmiş Milletler her yıl İnsani Gelişim Endeksini yayınlamaktadır. BM’nin 2018 raporuna göre Kazakistan “çok yüksek insani gelişime sahip ülkeler” kategorisine dahil edilmiştir.

– Kazakistan’ın komşularla ve dünyayla ilişkileri ne durumdadır?

Yine bağımsızlığımızın ilk yıllarından itibaren Sayın Nazarbayev yakın ve uzak komşularımızla, büyük güç odaklarıyla yapıcı ilişkiler tesis ederek, Kazakistan’ın güvenliğini ve uluslararası prestijini sağlamıştır. Neticede ortaya ülkemizin markası haline gelmiş olan dengeli ve çok vektörlü bir dış politika tarzı çıkmıştır. Günümüze gelindiğinde, Kazakistan dünyadaki hiçbir ülkeyle sorunu bulunmayan, komşularıyla ve tüm büyük güç merkezleriyle olumlu ve verimli ilişkileri olan nadir devletlerden biri haline gelmiştir. Bu yapıcı dış politikamızın ana hedefi, tabii ki, ülkemizin gelişimi ve kalkınması için gerekli barışçıl, elverişli şartların oluşturulmasıdır.

Neticesinde bugün Kazakistan Orta Asya’nın en büyük ve güçlü ekonomisine sahiptir. Kazak ekonomisi büyüklük olarak bölge ekonomisinin %60’ına tekabül ediyor. Orta Asya’ya yapılan tüm yabancı yatırımların %70’i Kazakistan’a yapılmıştır. Bağımsızlığından bu yana toplam 320 milyar dolardan fazla doğrudan yatırım çekmeyi başarmış olan Kazakistan bugün bu doğrultudaki çalışmalarına yeni bir ivme kazandırmak niyetindedir.

Uluslararası camianın ülkemize olan güven ve teveccühünü birkaç örnekle göstermek yeterli olacaktır. 2010 yılında Kazakistan AGİT Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesine ev sahipliği yapmıştır. 2011’de ülkemizde Asya Kış Oyunları düzenlenmiştir. 2017’de ise Kazakistan İslam İşbirliği Teşkilatı 1. Bilim ve Teknoloji Zirvesi ve EXPO 2017 Uluslararası Enerji Fuarı gibi önemli etkinlikleri gerçekleştirmiştir. 2017-2018 döneminde devletimiz ilk defa Orta Asya’yı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde geçici üye olarak temsil etmiştir.

–  Abzal bey, Latin alfabesine geçiş kararı alan Kazakistan bu geçişi nasıl sağlıyor?

Latin alfabesine geçme kararı milli kimlik inşasındaki önemli bir adım olmuştur. Kurucu Cumhurbaşkanımızın bugüne kadar önermiş olduğu Kültürel Miras ve Manevi Diriliş gibi kapsamlı devlet progrmaları ülkemizde ulusal bilince verilen büyük önemin göstergesidir. Bunun güzel bir örneği de Sayın Nazarbayev’in geçtiğimiz Kasım ayında yayınlanmış olan Büyük Bozkırın Yedi Yönü isimli makalesidir. Kazakistan’ın Türk kimliğini vurgulayan ve dolayısıyla Türk Dünyasıyla olan bağlarını güçlendirmeye yönelik olan makale aynı zamanda uygulanması gereken bir program niteliği taşımaktadır.

Latin alfabesine gelince, bu tercihi yapmamızın önemli bir sebebi de dünyayla daha fazla entegre olma isteğimizdir. Bugün dünyadaki bilgilerin, haber ve makalelerin yüzde 90’ı latin yazı sisteminde yayınlanmaktadır. Latin alfabesinin kullanımı teknolojik açıdan da kolaylıklar sağlamaktadır.

Latin alfabesine geçiş ise aşamalı olarak gerçekleştirilmektedir. Buradaki amaç halkın öğrenmesi ve alışmasına izin vermek, devletin günlük hayatında sıkıntılara sebebiyet vermemektir. Bu geçişin birkaç yılda tamamlanacağı öngörülmektedir.

 İngiliz Milletler Topluluğu, Arap Ligi, Fransızca Konuşan Ülkeler Topluluğu gibi soy ve kültüre dayalı topluluklar var. Türk soylu ülkeler birliğinin geldiği noktayı yeterli buluyor musunuz?

– 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında hızlı bir şekilde ortaya çıkan Türkçülük hareketi uzun bir çöküş döneminі yaşayan Türk halklarının uyanışını, maddi ve manevi gelişmesini ve birleşmesini amaçlıyordu. İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura, Mustafa Çokay, Ali Hüseyinzade, Zeki Velidi Togan gibi dönemin aydın ve öncüleri Türk Dünyasının bütünleşmesi için büyük mücadeleler vermiş, ancak tarihin seyri farklı bir şekilde tezahür etmiştir.

Fikri temelleri yukarıda ismi anılan ve anılmayan birçok düşünür tarafından atılmış olan Türk yakınlaşması için stratejiler üretmek ve somut adımlar atmak ise Sovyetlerin dağılmasından sonra yeni nesil liderlere nasip olacaktı. Sözkonusu liderler arasında bilhassa bağımsız Kazakistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev temayüz edecekti.

Nazarbayev başından beri inşa ettiği Kazak dış politikasının en önemli boyutlarından biri olarak Türk bütünleşmesini tespit etmiştir. Kazakistan Cumhurbaşkanının 1992’de Ankara’da başlayan ve bugüne kadar devam eden Türk Devlet Başkanları Zirvelerinin istisnasız hepsine katılmış olan tek lider olması da onun konuya atfettiği önemin bir göstergesidir.

2009’da ise Nursultan Nazarbayev Türk entegrasyonu için en önemli adıma imza attı. Kazak liderin inisiyatifiyle kardeş ülkeler arasındaki kapsamlı işbirliğini tüm boyutlarıyla koordine edecek uluslararası örgüt olan Türk Konseyi kuruldu. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye’nin üye olduğu bu somut siyasi teşkilatın Sekretaryası İstanbul’da bulunmaktadır. Konsey, diğer adıyla Keneş, üye devletler arasında ekonomi, ulaştırma, güvenlik, eğitim, kültür, turizm, gençlik, spor, medya gibi alanlarda işbirliği projelerini yürütmektedir. Keneşin en üst organı yılda bir kez toplanan Devlet Başkanları Zirvesidir. Nursultan Nazarbayev, ayrıca, Türk Keneşi şemsiyesi altındaki Türk İş Konseyi, Türk Akademisi gibi mekanizmaların da fikir babasıdır.

Bu noktada Nursultan Nazarbayev Türkçülüğünün duygusallık ve hamasetten uzak, ayakları yere basan, somut adımları önceleyen, karşılıklı yarar esasına dayalı ve dengeli bir strateji olduğunun altını çizmek lazım. Nazarbayev kendi milletinin Türk doğasını iyi bilen, bu kimliği yeniden canlandırmak için çabalayan bir lider.  Onun Hunlar, Göktürkler, Kıpçaklar ve Altın Orda gibi büyük Türk devletlerinin ana üssünün modern Kazakistan toprakları olduğuna, Kazakların bu devletlerin varisi olduğuna dair söylemi bunu kanıtlamaktadır. Nazarbayev’in gururu olan başkent te mimarisiyle, müze ve kütüphaneleriyle, konser salonlarıyla buram buram Türklük kokan bir şehirdir.

Nazarbayev aynı zamanda kardeş ülkelere ve bir bütün olarak Türk Dünyasına büyük ehemmiyet atfeden bir lider. Nitekim, 2015 uçak krizinden sonra bozulan Türk-Rus ilişkilerinin düzeltilmesi için Nazarbayev’in arabuluculuk yapması bunun göstergelerinden biridir. Nursultan Nazarbayev daha önce de Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Karabağ meselesinin çözümü için çaba sarf etmiş, Kırgızistan’daki devrimler sırasında da arabuluculuk rolünü üstlenmiştir.

Bu nedenledir ki Kazak Cumhurbaşkanı çoktandır Türk Dünyasının Bilge Lideri ve Aksakalı unvanını kazanmış durumda. Bugün Türkiye Cumhurbaşkanı               R.T. Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İ. Aliyev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı S. Jeenbekov, Özbekistan Cumhurbaşkanı Ş. Mirziyayev ve diğer liderlerin “Aksakalımız” diye bahsetmeleri Nursultan Nazarbayev’in Türk bütünleşmesi için verdiği büyük emeklere olan saygının tezahürdür.

Türk birliğinin durumuna gelince, bugüne kadar büyük bir mesafe katedilmiştir. Geleceğimizin ise daha parlak olduğunu düşünüyorum. Önemli olan sağlam bir iradeyle ve akılcı bir şekilde ilerlemektir.

– Sayın Büyükelçim, geçen ay Kazakistan’da önemli gelişmeler gerçekleşti. Sayın Nazarabyev Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etti. Olanlar hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

– 19 Mart 2019’da Kazakistan’ın Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev görevinden istifa ettiğini açıkladı. Bağımsızlık yıllarında güçlü ve başarılı bir devletin kurulduğunu ifade eden Sayın Nazarbayev, bundan sonra ülkeyi yönetecek genç nesillerin yetişmesine odaklanacağını açıkladı. Dolayısıyla, onun bu kararını her zamanki stratejik öngörüsü çerçevesinde değerlendirmek lazım.

Bununla birlikte, istikrarlı bir geçişi sağlamak amacıyla, Nursultan Nazarbayev Kazakistan Cumhuriyeti Güvenlik Konseyi Başkanı, Anayasa Konseyi üyesi ve Kazakistan Halkı Asamblesi Başkanı görevlerini ifa etmeye devam edecek. Nursultan Nazarbayev’in Kurucu Cumhurbaşkanı ve Ulus Lideri unvanları mahfuzdur. Bunun yanı sıra, Nazarbayev Nur Otan Partisi Başkanı olmaya da devam edecek.

Daha önce Parlamento Senatosu Başkanı olan ve Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanlığı görevini devralan Kasım-Jomart Tokayev bu görevi Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar yürütecek. Seçkin bir diplomat ve çok deneyimli bir devlet adamı olan Sayın Tokayev Kazakistan’nın iç ve dış siyasetteki barışçıl ve yapıcı çizgisini devam ettireceğini ifade etmiştir.

– Rahmetli Alparslan Türkeş’in önderliğinde Türk dünyasında kurulan ilk sivil toplum kuruluşu olan TÜDEV (Türk Dünyası Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı) 25 yıldır Türk kökenli halkların birliği için çalışmaktadır. TÜDEV hakkında ne düşünüyorsunuz?

Alparslan Türkeş sadece Türkiye değil, Türk Dünyasına büyük emekler vermiş bir değerdir. Onun kurmuş olduğu TÜDEV ise Türk halklarının bütünleşmesi için çalışan önemli bir kuruluştur. Ülkelerimizin sadece resmi yapılara değil, Türk Dünyasının birliği için gayret sarf eden etkin sivil toplum kuruluşlarına ihityacı var. Bu bağlamda TÜDEV’in Türk Keneşi başta olmak üzere devletlerarası resmi örgütlerimizle işbirliğini arttırması hepimizin yararına olacaktır. Sayın Nazarbayev’in inisiyatifiyle bu yıl Kazakistan’da Türkologların büyük kongresi düzenlenecek. TÜDEV Başkanı Sayın Tuğrul Türkeş’in bu önemli etkinliğe katılması bizlere onur vercektir.

Mehpara Sultanova

TÜDEV